Bana Bir Bayram Verin İçinde Babam Olsun

Ant Yapı ailesi olarak, hayatımızın her köşesine sinen o büyük emeği bir kez daha hatırlamak istedik. Tüm babaların Babalar Günü kutlu olsun.

Babalar Günü’nün hikayesi aslında çok sade bir vefa duygusundan doğmuştur. 1910 yılında Sonora Smart Dodd adında bir kadın, annesini küçük yaşta kaybetmiş ve altı çocuğunu tek başına büyütmüş babasını düşünüyor ve o büyük emeğin özel bir günle anılmasını istiyor. Anneler Günü yeni yeni oturmuş, babalar henüz o sahnede yok. Dodd harekete geçiyor. Yıllar sonra, 1972’de ABD Başkanı Nixon, haziran ayının üçüncü pazarını resmi Babalar Günü ilan ediyor. Ve bugün biz de dahil dünyanın pek çok köşesinde o gün kutlanıyor.

Ama şunu sormak lazım: Baba nedir tam olarak? Çocukken arkasına saklandığımız o büyük sessizlik mi? Büyüyünce anlamaya başladığımız o yorgun eller mi? Her ikisi de, aslında. Zaman zaman anlaşamadığımız, zaman zaman çok şey söylemeden yan yana oturduğumuz ama yokluğunu düşününce içimizin sıkıştığı insan. Babalar Günü belki de tam bunun için var; o “Seni seviyorum”u bir yıl daha ertelememek için.

Nazım Hikmet bu duyguyu öyle bir yazmış ki; sadece bir şiir değil, söyleyemediğimiz her şeyin sesi gibi. Babayı “ağabey, kardeş, arkadaş” olarak tanımlaması tesadüf değil — bazen o ilişki tam da öyle hissettiriyor. Ve o son dize: dünyanın hiçbir zorluğuna eğilmeyen bir baş, yalnızca o elin önünde eğilir. Bu kadar yalın, bu kadar derin.

Baba – Nazım Hikmet Ran

Baba! Her yılbaşında sana söyleyecek bir tek sözüm var:
“Seni ne kadar çok seversem o kadar çok olsun ömründen geçen yıllar…”

Baba! Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım!
Ne zulüm, ne ölüm, ne korku başımı eğemez!
Yalnız senin elini öpmek için eğilir başım.”

Bir yanıt yazın