Motosiklet tutkusu farklı mesleklerden üç arkadaşı bir araya getirdi. Güvenlik ve stili göz önüne alarak bir motosiklet ekipmanları markası doğdu.
Merkez ofisi Antwell Suites’de yer alan SoHo Riders’ın kurucuları, EQ Dergi ekibimize markanın hikayesini ve özelliklerini anlattı.
ÖZDE GÖZLER
Merkez ofisi Antwell Suites’de yer alan motosiklet ekipmanları markası SoHo Riders, üç farklı hikayenin tek bir tutkuda birleşmesi sonucu ortaya çıktı. Motosiklet sürücüleri için güvenlik, konfor ve stili bir araya getiren, uluslararası sertifikalara (CE) sahip, aramid kumaş takviyeli korumalı kot pantolonlar ve çeşitli motosiklet ekipmanları üreten markanın kurucularıyla konuştuk.

SoHo Riders’ı üç ortak kurdunuz. Nasıl bir araya geldiniz, amacınız neydi, bahseder misiniz biraz?
Cem Çolak: Soho Riders, aslında üç arkadaşın ortak tutkusu ile doğdu. Yine profesyonel hayatın içinde ancak farklı mesleklerden, bazı noktalarda farklı yaşam tarzlarından geliyoruz ama aynı yolda buluştuk: Özgürlük hissini yaşadığımız o rüzgârı tatmaktan keyif aldığımız motosiklet, bizi birleştiren unsur oldu. Zamanla bu keyifli yolculuğu işe dönüştürdük.
Amacımız sadece ürün üretmek değil, bu kültürün içinde daha fazla bağ kurmak ve dostlukları büyütmek. Bugün hâlâ aynı heyecanla hem sürüyor hem de üretiyoruz.
Güvenlik ve stil beraber
Markanızı diğer motosiklet giyim ve aksesuarları üreticilerinden ayıran nedir?
Sinan Alsaç: Soho Riders olarak bizi ayrıştıran en temel unsur, güvenlik ve stili aynı potada eritebilmemiz. Pek çok motosiklet ekipmanı ya çok teknik ya da günlük hayattan kopuk oluyor. Biz bu ikisini birleştirmeyi hedefledik. Ürünlerimizin Class AA sertifikasına sahip olması, yüksek seviyede koruma sunduğunun bir göstergesi. Ancak bizim için bu tek başına yeterli değil. Tüm ürünlerimizi aktif olarak motosiklet kullanan sürücülerle birlikte tasarlıyoruz. Yani masa başında değil, gerçek sürüş deneyimlerinden doğan ürünler ortaya çıkarıyoruz. Amacımız, sürücünün motosikletten indiğinde de kendini aynı stilin içinde hissetmesi. Kısacası SoHo Riders, sadece bir ekipman markası değil; bir yaşam tarzı sunuyor.

Ürünlerinizin özelliklerinden bahseder misiniz?
İlker Akkuş: Motosiklet giyimi aslında günlük kıyafetlere benzer görünse de içinde ciddi bir mühendislik barındırır. Örneğin pantolonlarımızda kullanılan özel kumaşlar, sürtünmeye karşı yüksek direnç sağlar. Özellikle düşme anında en çok temas eden bölgelerde para-aramid gibi güçlendirilmiş lifler kullanıyoruz. Bu sayede kumaş, normal bir jean’e göre çok daha dayanıklı hale geliyor. Aynı zamanda diz ve kalça bölgelerinde koruma seviyesi yüksek darbelere karşı koruyucu ekipmanlar bulunur. Bu parçalar darbe anında enerjiyi emerek vücudu korur. Tişört ve diğer üst gruplarında ise nefes alabilirlik ve konfor ön planda. Sürüş sırasında terlemeyi azaltan, hareket özgürlüğü sunan ve yine belirli seviyede dayanıklılık sağlayan kumaşlar tercih ediyoruz. Kısaca; dışarıdan bakıldığında şık ve sade, içeride ise sizi koruyan teknik bir yapı var.
Motosiklet kullanırken bu ürünleri kullanmanın önemi nedir?
Cem Çolak: Motosiklet sürüşü özgürlük hissi sunarken, aynı zamanda riskleri de beraberinde getirir. Bu noktada doğru ekipman kullanımı hayati önem taşır. Olası bir düşme durumunda, normal bir kıyafet saniyeler içinde parçalanabilirken, motosiklet ekipmanları sürtünmeye ve darbeye karşı ciddi koruma sağlar. Bu fark, küçük bir sıyrık ile ciddi bir yaralanma arasındaki çizgiyi belirleyebilir. Bizim yaklaşımımız şu: Güvenlik bir seçenek değil, bir standart olmalı ve bu standart, kullanıcıya konfor ve stil eksiği yaşatmadan sunulmalı.
Hedef kitleniz kimler?
İlker Akkuş: SoHo Riders’ın hedef kitlesi, motosikleti sadece bir ulaşım aracı olarak görmeyen, onu bir yaşam biçimi olarak benimseyen sürücülerden oluşuyor. Genellikle büyük cc’li yol motosikletleri kullanan, bilinçli, deneyimli ve ne giydiğine önem veren bir kitleye hitap ediyoruz. 30-60 yaş aralığında, kalite ve güvenlikten ödün vermeden stil sahibi olmak isteyen sürücüler markamızın ana kitlesini oluşturuyor. Ancak son dönemde, özellikle kadın sürücüler ve şehir içi aktif kullanıcılar arasında da ciddi bir ilgi görüyoruz. Bu da bizi ayrıca motive ediyor.

Antwell’de olmak önemli
Merkez ofisiniz Antwell Suites ‘de yer alıyor. Bu tercihinizin nedeni nedir?
Sinan Alsaç: Antwell Suites’de yer almak bizim için bilinçli bir tercih oldu. Burayı sadece bir mağaza alanı olarak değil, markamızın ruhunu yansıtan bir yaşam alanı olarak görüyoruz. Antwell’in modern yapısı, düzenli ziyaretçi profili ve yaşam tarzına hitap eden konsepti, SoHo Riders’ın konumlandırmasıyla çok örtüşüyor. Buraya gelen insanlar zaten kaliteye, konfora ve estetiğe önem veren bir kitle. Aynı zamanda erişilebilirlik ve merkezi konum avantajı sayesinde müşterilerimizle daha kolay buluşabiliyoruz. Bu da hem marka deneyimini güçlendiriyor hem de birebir iletişim kurmamıza olanak sağlıyor. Binanın bir yaşam tesisi olması, teknik ve altyapı anlamında her konuda destek alabilmemiz, işletme gereksinimlerimizi fazlasıyla karşılıyor.
Ek olarak burada yer alma fikrimizin başlangıcından, imzaları attığımız güne kadar iletişimi en üst seviyede tutan açıklayıcı ve net bilgilendirmeleri ile Esen Hanım tarafından gösterilen profesyonel yönetim anlayışının, SoHo Riders olarak burada olmanın aynı zamanda canlı bir yapının parçası olacağımız fikrini pekiştirmesi belirleyici oldu diyebiliriz.
