Doğanın uyandığı aylarda Karadeniz yemyeşil ve huzurludur. Yaylalarda sis dağların arasından yükselirken ahşap evlerin bacalarından ince dumanlar yükselir. Bir yayla kahvesinde demli çayınızı içerken duyacağınız dere uğultusu yolculuğunuzun fon müziğini oluşturur…
Bahar ayları, Karadeniz’de yaylaların en canlı olduğu zamanlar… Karların yavaş yavaş eridiği, çayırların yeniden yeşerdiği bu mevsimde bölgenin yüksekleri, doğanın uyanışını izlemek için en güzel noktalara dönüşür. Rize ve Trabzon başta olmak üzere Doğu Karadeniz’in pek çok yaylası, bahar aylarında hem manzarası hem de kültürüyle ziyaretçilerine unutulmaz bir deneyim sunar.
Bunların en ünlüsü Rize’nin Çamlıhemşin ilçesindeki Ayder Yaylası. Yaklaşık 1350 metre yükseklikte bulunan yayla, kaplıcaları, şelaleleri ve ahşap yayla evleriyle bölgenin en bilinen noktalarından biri. Baharda Kaçkar Dağları’nın eteklerinden inen kar suları dereleri besler, Gelintülü Şelalesi gürül gürül akar. Ayder’de konaklamak isteyenler için çok sayıda küçük otel ve pansiyon bulunuyor. Sabah kahvaltısında muhlama (kuymak), tereyağı ve mısır ekmeği neredeyse her yerde karşınıza çıkacaktır. Burada mutlaka Gelintülü Şelalesi’ni görmenizi, çevrede kısa yürüyüşler yapmanızı ve temiz dağ havasını içinize çekmenizi öneririz.

Sis Denizi Manzarası
Bir diğer etkileyici rota ise Trabzon’un Çaykara ilçesinde yer alan Uzungöl çevresindeki yaylalar. Uzungöl daha çok gölüyle bilinse de bahar aylarında çevresindeki yüksek yaylalara yapılan geziler çok keyifli oluyor. Özellikle Haldizen Yaylası, Uzungöl’ün yukarısında uzanan geniş çayırları ve geleneksel taş-ahşap evleriyle dikkat çekiyor. Bahar geldiğinde yayla çiçeklerle kaplanıyor. Uzungöl çevresinde pek çok otel ve pansiyon bulunduğu için konaklama açısından da rahat bir bölgedir. Bölgedeki restoranlarda alabalık, lahana sarması ve Karadeniz pidesi mutlaka tatmanız gereken lezzetler arasında.
Doğallığını büyük ölçüde koruyan bir başka önemli yayla ise Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde yer alan Pokut Yaylası. Yaklaşık 2000 metre yükseklikteki bu yayla, sis denizi manzarasıyla ünlü. Bahar aylarında sabah erken saatlerde bulutlar vadinin içinde kalır, siz de adeta bulutların üstünde yürüyormuş gibi hissedersiniz. Pokut’ta konaklama daha çok küçük pansiyonlar ve yayla evlerinde yapılır. Buraya gelenlerin mutlaka görmesi önerilen yerlerden biri de hemen yakınındaki Sal Yaylası. İki yayla arasındaki yürüyüş yolu, Karadeniz’in en etkileyici manzaralarından biri.

Biraz daha batıya, Giresun’a gidildiğinde ise Dereli ilçesindeki Kümbet Yaylası öne çıkıyor. 1600 metre civarındaki yüksekliği ve geniş düzlükleriyle özellikle bahar ve yaz aylarında çok canlı bir yer burası. Yayla çevresinde yürüyüş yapılabilecek pek çok doğal alan bulunuyor. En bilinen noktalarından biri de yaylanın üst kesimlerindeki Koçkayası Tabiat Parkı. Burada seyir teraslarından Karadeniz dağlarının panoramik manzarasını izlemek mümkün. Kümbet’te konaklama için yayla otelleri ve pansiyonlar bulunuyor. Yöresel mutfağında ise karalahana çorbası, mısır ekmeği ve tereyağlı yemekler öne çıkıyor. Yine yöresel otlarla, özellikle de ısırgan otuyla yapılan yemekleri de Karadeniz’de nereye giderseniz gidin denemenizi öneririz.

Türkiye’nin en önemli biyosfer alanlarından
Karadeniz’in en özel ve en bakir köşelerinden biri de Artvin’in Borçka ilçesine bağlı Macahel (Camili Havzası). Gürcistan sınırında yer alan bu vadi, Karçal Dağları’nın eteklerinde uzanan altı köyden oluşan bir bölge. Uzun yıllar ulaşımın zor olması sayesinde doğallığını büyük ölçüde koruyan Macahel, bugün Türkiye’nin en önemli biyosfer alanlarından biri olarak kabul ediliyor.
Bahar aylarında Macahel adeta bir doğa laboratuvarına dönüşüyor. Karların erimesiyle birlikte vadinin içinden geçen dereler coşuyor, ormanların yeşili daha da derinleşiyor. Bölge özellikle zengin bitki örtüsü ve yaban hayatıyla dikkat çekiyor.
Macahel’in en bilinen köylerinden biri olan Camili Köyü, aynı zamanda bölgenin merkezi sayılıyor. Köyde geleneksel ahşap mimari hâlâ korunuyor. Çevredeki patikalarda yapılan kısa yürüyüşler sırasında hem vadi manzaralarını görmek hem de bölgenin sakin yaşam ritmini hissetmek mümkün.
Bölgenin en etkileyici doğal duraklarından biri ise Maral Şelalesi. Yaklaşık 60 metre yükseklikten dökülen bu şelale, özellikle baharda kar sularının etkisiyle gür akıyor. Şelaleye ulaşmak için kısa ama keyifli bir yürüyüş yapmak gerekiyor ve yol boyunca Macahel’in zengin bitki örtüsü size eşlik ediyor.
Macahel yalnızca doğasıyla değil, kültürü ve mutfağıyla da dikkat çekiyor. Bölge, Türkiye’nin en kaliteli kestane ballarından birinin üretildiği yer. Bu nedenle Macahel balı ve yerel arıcılık geleneği meşhur. Köylerdeki pansiyonlarda konaklayan ziyaretçiler, ev yapımı mısır ekmeği, karalahana yemekleri, taze peynirler ve doğal bal eşliğinde hazırlanan kahvaltılarla güne başlayabiliyor.
Konaklama genellikle aile işletmesi olan küçük pansiyonlarda yapılıyor. Bu da Macahel deneyimini daha samimi kılıyor. Sabahları sisle kaplı vadinin yavaş yavaş aydınlanmasını izlemek, akşamları ise yıldızların altında sessizliğin tadını çıkarmak burada geçirilen zamanı unutulmaz kılıyor.
