Hollandalı futbolcu Noa Lang’in Galatasaray’a transferi, Elif Buse Doğan’ın seslendirdiği Samsak Döveci türküsüyle duyuruldu, camia coştu… Biz de bu vesileyle geleneksel Türk müziğinde uzmanlaşmayı seçmiş Elif Buse Doğan ile hoş bir söyleşi yaptık.
MELİS ÇALAPKULU
Müzik eğitimine küçük yaşlarda başlayan İTÜ Konservatuvar mezunu olan 1993 Kocaeli doğumlu Elif Buse Doğan, özellikle geleneksel Türk müziğinde uzmanlaşmış bir sanatçı. Kendisinin seslendirdiği Samsak Döveci türküsü Galatasaray’a transfer olan Noa Lang vesilesiyle tekrar viral olan Doğan ile sohbetimize buyurun…
Kişisel olarak sesinizin geleneksel Türk müziğine çok yakıştığını düşünüyorum. Merak ettim, bu biyolojik bir yatkınlık mı yoksa eğitiminiz sayesinde mi sesinizi bu şarkılarda daha iyi kullanıyorsunuz?
Çok teşekkür ederim, bu benim için gerçekten kıymetli bir yorum. Açıkçası bunun hem yaratılıştan gelen bir yatkınlık hem de ciddi bir eğitim süreciyle şekillenmiş bir tarafı olduğunu söyleyebilirim. Küçük yaşlardan itibaren Türk müziğiyle iç içe büyüdüm. Tavır ve duygu dünyası kulağıma çok erken yaşta yerleşti. Ama sadece yetenek yetmiyor; konservatuvar eğitimi, yıllar süren repertuvar çalışmaları ve teknik disiplin, sesimi daha bilinçli ve doğru kullanmamı sağladı.
Bu arada doktoranıza devam ediyormuşsunuz? Akademisyen olmayı planlıyor musunuz? Genel olarak gelecek planlarınızdan da bahseder misiniz?
Evet, akademik çalışmalarımı sürdürüyorum. Akademi benim için sadece bir meslek seçeneği değil, aynı zamanda bir sorumluluk. Kültürümüzün müzikal mirasını hem sahnede hem de akademik alanda yaşatmak istiyorum. İleride ders vermek, öğrenci yetiştirmek ve özellikle Türk müziği üzerine bilimsel çalışmalar yapmak çok istediğim şeyler arasında. Bunun yanında üretmeye devam etmek, yeni projeler yapmak, belki uluslararası projelerde yer almak gibi hayallerim de var. Hem sahne hem akademi birlikte yürüyebilir diye düşünüyorum.

Samsak Döveci statta bol bol okunsun
Aşık Mahzuni Şerif’in torunuyla çok özel bir şarkı yaptınız? Nasıl vakit geçirdiniz o süreçte, anılarınız var mı? Dedesinden bahsetti mi size hiç?
Yiğit uzun zamandır arkadaşım ve Mahzuni Usta’nın torunu. Dedesiyle ilgili anılarını her zaman anlatır. Ustanın müziğe bakışını, disiplinini ve halkla kurduğu bağı paylaşır. O hikâyeleri dinlemek beni her zaman çok etkiliyor. Yiğit’ten bir Karadeniz bestesi aldım; ileride başka şarkılarını da okumak isterim. Gerçekten çok yetenekli.
Bir de Noa Lang ve Samsak Döveci konusu var… Galatasaray camiası coşmuş. Nasıl geri dönüşler aldınız? Siz de Galatasaraylı mısınız? Spor merakınız var mıdır?
Samsak Döveci’nin yeniden viral olması ve bir futbolcu sayesinde bambaşka kitlelere ulaşması beni çok mutlu etti. Sosyal medyadan inanılmaz mesajlar alıyorum. Galatasaray taraftarı gerçekten çok coşkulu. Ben sporu seviyorum, futbolu da takip ediyorum ama fanatik olduğumu söyleyemem. Daha çok işin enerjisini ve birleştirici tarafını seviyorum. Samsak Döveci’nin bol bol statta okunacağı anları heyecanla bekliyorum.
Sizi biraz daha yakından tanıyalım mı? Nasıl birisiniz, hobileriniz nelerdir, neler yaparsınız, seyahat eder misiniz, en sevdiğiniz yemek nedir, bir gününüz nasıl geçer?
Disiplini seviyorum ama hayatın keyifli taraflarını da kaçırmamaya çalışıyorum. Seyahat etmeyi çok seviyorum; özellikle kültürel dokusu güçlü şehirler beni çok besliyor. Gittiğim yerlerin müziklerini dinlemek, yerel tatlarını denemek hoşuma gidiyor. Yemek konusunda klasik bir Anadolu insanıyım diyebilirim. Ev yemeklerini çok severim; özellikle zeytinyağlılar ve geleneksel lezzetler vazgeçilmezim. Boş zamanlarımda kitap okumayı, doğada vakit geçirmeyi ve yeni repertuvar çalışmayı seviyorum. Bir günüm genelde ya stüdyoda, ya derste ya da sahne hazırlığıyla geçiyor.
Şarkılar çok hızlı tüketiliyor
Televizyon programları da yaptınız. Yine bu tarz projeler düşünüyor musunuz? Televizyonun geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sunuculuk benim için çok öğretici bir deneyimdi. Kamera önü disiplini kazanmak ve farklı kitlelere ulaşmak açısından önemli bir alan. Uygun ve kaliteli bir proje olursa her zaman yer almaya hazırım. Dijital platformlar öne çıktı ama televizyonun önemi hala tartışmasız bir yerde duruyor.

Kendi kültürünün öz müziğine hakim bir sanatçı olarak, bugünün müzik piyasasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şarkılar çok hızlı tüketiliyor. Bu hem avantaj hem de bir risk. Gençlerin üretim alanı genişledi ama kalıcılık konusu biraz zorlaştı. Ben köklerimize bağlı kalarak yenilik yapılmasından yanayım. Geleneksel müziği modern düzenlemelerle sunmak mümkün; ama özünü kaybetmeden.
Farklı tarzlarda müzikler denediniz mi hiç? Siz neler dinlemeyi seviyorsunuz?
Evde ve stüdyoda farklı tarzları deniyorum. Bu aralar Rosalía’nın son albümünü çok dinliyorum. Farklı müzik kültürlerini takip etmek beni besliyor.
